“Prologue”
Merhaba bundan böyle bu site aracılığıyla çeşitli konulardaki fikirlerimi sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Bu site aslında uzun süre öncesine dayanan bir fikrin şekillenmiş son hali. Üniversite eğitimimize başladığımız ilk yıllardan bu yana Yaşar Yiğit Kaçmaz ve Tuncay Tuncer ile çeşitli girişimlerde bulunduk. Ana amacımız Alanya’dan çıkma, Alanya’ya yönelik, Alanya için düşünceler, projeler, yorumlar geliştirmek. Birer dünya insanı olmanın gerçekliğini de unutmadan dünya ve ülkemiz üzerine de güncel gelişmeler hakkında ki fikirlerimizi paylaşmak.
Bana gelecek olursak öyle uzun uzadıya kendimden bahsetme niyetinde değilim. Zaman içerisinde tanıyacağınızı umuyorum. 1985 yılında Ankara’da doğdum. Hava Hekim Yarbay olan babamın GATA’dan emekliliği ve Fizik Mühendisi olan annemin TEDAŞ Alanya işletmesine tayini üzerine babamın memleketi olan Alanya’ya 18 yıl önce döndük. Şu an İstanbul’da Maltepe Üniversitesi’nde Hukuk Fakültesi öğrencisiyim. 18 yıldır Alanya’da yaşayan, Alanya’da aşık olan, Alanya’da gülüp, eğlenen, Alanya’da üzülüp, ağlayan biri olarak ve bir Alanyalı olarak gözlemlerimi ve fikirlerimi yorumlarınıza sunacağım.
“Overture”
İlginç günler yaşıyoruz. Dünya içinde bulunduğumuz iletişim çağınında etkisiyle çok hızlı ve radikal değişimler yaşıyor. Dünün doğruları yarının unutulmuş hurafelerine dönüşebiliyor. Bu hızlı değişim getirdiği yeniliklere ek olarak bir takım erimeleri, kopmaları da beraberinde getiriyor. Her kopan parça daha çok sarılmak istediğimiz ama aslında önem vermediğimiz değerlere dönüşüyor. Eski olana, elimizde olduğu zaman kullanmadığımıza, işimize hiç yaramayacak olana dahi bir tutkuyla ve özlemle bağlanabiliyoruz. Bu insan psikolojisinin tipik bir yansıması. Ancak dediğim gibi, gelen yenilikler kadar giden güzelliklerde olabiliyor. Bunların en başında ise ahlak algısının değişimi yatıyor. Kimine göre kötüleşen ve yitirilen ahlak kimilerine göre ise olması gereken seviyelere iniyor ve bireyi özgür kılıyor. Ancak benim ilgilendiğim işin bu kısmı değil. Ben yiten, körelen insan ahlakının siyasete olan yansıması sonucu yiten siyasi ahlaktan rahatsızım son zamanlarda. İnsanların bu ahlaksızlığa olan tepkisizliğinden de… Hukukun üstünlüğü, kişi hak ve özgürlükleri, sosyal ve siyasal hakların sadece birer yazılı formaliteye dönüşmesine sebep olan ahlaksızlık yazılarımda sık sık dolaylı yada doğrudan değineceğim ana sebep olacak. Eğitimsizliğin bile bu cehalet için yeterli bir sebep olamayacağını bilakis sistematik bir propagandanın ancak bu denli bir yozlaşmayı getirebileceğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu temel ilke yani ahlaklı, omurgalı, adam gibi duran bir siyasi etik gelişmedikçe temel sorunlarımızı çözmekle yetkili bu siyaset kurumu varoluş sebebini unutup farklı ihtiyaçların hizmet kapısı olarak kalmaya devam edecektir. Getireceğim eleştirilerin temelinde hep bu norm esas alınacaktır. Asıl soru ilk olarak ‘Ne kadar adamız?’ olacaktır… Adam olamayanların el attığı her konuyu eleştirmeye çalışacağım. Bu günlük kısa bir giriş yapmış oldum. Görüşmek dileğiyle…
”Epilog”
“Bir akvaryumu yazmak,
akvaryumda yaşamaktan
kolaydır; bu yüzden her
dize biraz eksik,
her şiir biraz yalandır”
Yılmaz Odabaşı
*”Veritas Lux Mea” Latince olup “Gerçek beni aydınlatır” anlamına gelmektedir.”Prologue” -”Önsöz”,”Overture”-”Giriş”,”Epilogue”-”Son söz” anlamına gelmektedir.
Tags: ahlak, akademialanya, Alanya, etik, siyaset, ulus, yiğit, yılmaz odabaşı