Mardin’de köye PKK saldırısı 7 ölü 7 yaralı diyordu manşet. Daha sonra işin aslı ortaya çıktı. Hepimizi sarsan insanlık ötesi bir katliam tablosuyla karşı karşıya kaldık.Bilanço insanın kanını donduruyordu 44 ölü çok sayıda yaralı ! Çok geçmeden televizyon ekranlarında uzman (!) yorumcular suçluyu ilan ediyorlardı töre,koruculuk vs… Hesap kesilmişti suçlu töre ve koruculuk sistemiydi. İş bununlada kalmadı bir de tarihsel boyutu incelendi. Olayın kökü 1890 yılına dayanan II.Abdülhamid’in kurduğu Hamidiye Alayları’na kadar uzanıyordu. Böylece meselenin asıl özü yani resmin geniş hali göz ardı edildi. Ülke coğrafyasının doğusu ile sınırlandırılmış bir şiddet geleneği ile örtülmek istendi ölen 44 kişinin bedenleri. Oysa sorun sanıldığı gibi salt o coğrafya içerisinde yaşanan bir cinnet hali mi yoksa ülke genelinde kanıksanmış bir algı sorunu muydu ?

 

 Tarih 20 Nisan 2009

İstanbul Çatalca Halaçlı Köyü’nde bir amca aynı soyadını taşıyan yengesi ve yeğenlerini silahla taradı: 6 ölü.

Tarih 28 Nisan 2009

Afyonkarahisar Şuhut İlçesi Karaören beldesinde yine akraba cinayeti. Pompalı silahla taranan aileden 8 kişi hayatını kaybetti.

Tarih 23 Nisan 2009

Adana’da enişte yengesi ve 10 yaşındaki yeğeninin boynunu keserek öldürdü.

Tarih 7 Nisan 2008

Tarsus’ta 2 kişi bir kahveye girip kağıt oynayan 4 kişinin kafalarına kurşun sıkarak öldürdü.

Tarih 4 Aralık 2007

Trabzon Çaykara Ulucami Köyü’nde 2’si çocuk 5 kişi akrabaları tarafından öldürüldü.

Tarih 5 Kasım 2007

İzmir Hatay semtinde aile içi şiddet 4 kişinin ölümüne neden oldu.

 Kaynak: www.odatv.com

 

İstanbul,Adana,Afyon,Mersin,Trabzon,İzmir… Daha da uzatılabilecek bir acı gerçek tablosu ile karşı karşıyayız. Bölgesel çıkarımlarla değil toplumsal ruh halimizin yansımasını irdelemekle bile çözülemeyecek bir mesele ile karşı karşıyayız. Daha hala İstanbul’un en gözde semtinde,İstanbul’un en zengin ailelerinden birine ait eğitimli bir gencin işlediği cinayeti konuşmuyor muyuz ? Bunun töre veya koruculukla hatta II.Abdülhamid ile ne alakası olabilir ? Evet töre ciddi bir sorundur ve devletin gücüyle çözülmesi gereken bir meseledir. Evet koruculuk sisteminin eleştirilecek onlarca yanı söz konusudur ama bunlar toplumsal şiddeti anlamamıza yetmediği gibi çözmemize de engel olur.

 

Meselenin özüne inmeden önce son yıllarda nasıl bir toplum haline geldiğimizi özetlemekte fayda var. Nesillerdir savaşlarda evin erkeklerini şehit veren bir Osmanlı ailesi düşünün. Daha sonra yine bir savaşla yeni devletini kurmuş olan bu ailenin çocuklarının Kore’de şehit düştüğünü düşünün. Sürekli darbeler ile gerildiğini ve torunlarının sağ-sol olayları ile,Kıbrıs savaşı ile şiddetle dolu bir çocukluk,gençlik geçirdiğini. Ardından herşey yoluna girecek derken yanı başında patlayan savaşları ardından gelişen terör belasını. Sonrasında 11 Eylül ile artan küresel terör gerilimini. Her hafta şehit verirken bir yandan komşularında intihar saldırılarında kaç kişinin öldüğünü okuyan insanları. İnandıkları din olan İslamiyet’e top yekün bir saldırı olduğunu gören insanların kutsalına yapılan bu saldırıdan nasıl etkilendiğini anlamaya çalışın. Yetmezmiş gibi politikacılarından,televizyon programlarına,spor müsabakalarından,taksi,araba,dolmuş yolculuklarında trafik gerilimine kadar ciddi biçimde artan şiddet ve sinir harbini düşünün. Buna dinin ve geleneklerin getirdiği hurafe ve çağ dışı dogmaları da ekleyin. En son olarak da ekonomik yoksunluğu,işsizliği eklediğiniz zaman karşımıza her haneden bir seri katil çıkmamasına oturun şükür edin.

 

Sorun çok derin,sorun çok acı,sorun çok genel. Düşünün ki bu ülkede bütün bu olan bitenlerin çözüm reçetelerini hazırlamaktan sorumlu olan siyaset kurumu bütün bu artan şiddet eğilimin en ateşli destekçisi olmuş durumda. Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı çok çalışmış ve başarılı olmuş olacak ki biraz da yine bu sorunun temeli olan eğitim hayatımızı düzeltmek üzere Milli Eğitim Bakanlığı’na terfi ettirilmekte.

 

İşin özü insanlığımızı kaybediyoruz. Değerlerimizi yitiriyoruz. Değer dediğim de öyle muhafazakar değerler değil. En temel değerler olan insanca yaşayabilme refleksi. Çürüyoruz ! Yok Ergenekon mu yaptı,PKK mı yaptı, töre mi yaptı, koruculuk mu suçlu ? Kimin umrunda ? Ölüyoruz ! Hemde teker teker de değil kırkar kırkar… Cari açık almış başını gitmiş,iflaslar,işsizlik insanları intihara sürüklüyor,terör her gün bir can alıp ülkeyi Hollywood film platolarına çevirmişken daha ne kadar susmayı düşünüyoruz ?

 

 Bu ülkenin televizyonlarında; bir yarışma programında insanlar çıkıp “avrad kısmı evde oturmalı,yemek yapmalı nerde eski Urfa avradları” gibi cümleler kurabilmekte ve şaibeli başkanı ile RTÜK önüne geleni evlendirme derdinde kanal kanal gezmeyi bilmesine karşın ya yaptığı sayısız yurt dışı seyahatlerinden ötürü ya da savcılığa ifade verdiğinden ötürü her hangi bir girişimde bulunmamakta. Bu ülkede stajyer spiker alan TRT aldığı tüm stajyerleri eğitime tabi tutarken daha staja başlayalı 3 ay olmasına karşın bir stajyeri yurt dışına 1 ay süreyle Formula 1 organizasyonunu izlemeye yollayabiliyor. Acaba kimin nesi olan bu şahıs için hangi yetkinlik,sıfat ve eğitimi aldığı sorulamıyor. Bu ülkede hakkında enerji yolsuzluğu yaptığı iddia edilen ve soruşturma açılan bir şahıs milletvekili oluyor ama olamayanlar onun kadar şanslı olamasa da o sonunda bakanlık koltuğuna otururken onun hakkında soruşturma açan albay şu an ne hikmetse Ergenekon operasyonu kapsamında cezaevinde yatıyor. Yani diyeceğim o ki bu ülkede ahlaksızlık bir din,insanlar ise müridi olmuş.İbadet ise şiddetle,yalanla,hırsızlıkla eş değer olmuş… Şimdi bulun suçluyu töre mi ? Koruculuk mu ? Hangisi kadına,çocuğa,hamileye,yaşlıya dokunulmasını meşru kılar ? Hangi kitap,hangi gelenek,hangi kanunda bu yazar ? Bir tek kitap bunu yazmıştır o da insanları giderek daha da içinden çıkılamaz bir yozlaşmaya sürükleyen kapitalizmin yarattığı çürümüşlük.Dün buna karşı çıkanları,tepki koyanları,gencecik fidanları asarsanız bugün her evden bir ağıt yükseliyor olur.Ama terör,ama töre,ama kanser,ama trafik kazası. Hepsini çözecek olan insandır biraz inanın,değer verin yeter…

Tags:

5 Comments to “İmdat !”

  1. Çağatay Arkın diyor ki:

    Sitedeki selamlama yazını okurken “Ne kadar adamız?” diye sorgulayıp bu doğrultuda yazılar yazacağım demişsin. Tam ben o sırada içimden aslında ne kadar insanız diye sordum. Çünkü son zamanlarda yaşananlar, duyduklarım, gördüklerim giderek insanlıktan çıktığımızı göstermekte. İnsan hayatının değeri giderek ucuzlamakta. Türkiye’den güncel örnekler yanında durum sadece Türkiye olarak değil, bölge coğrafyasında çok vahim.
    Yakın zamanda komşumuz Irak’ta bir futbolcunun gole gidiyor diye tribünden açılan ateş sonucu hayatını kaybetmesi tabiri caizse benim sigortalarımın atmasına sebep oldu. Bir taraftar(!) takımını gol yemesin diye böyle savunur mu lan? İnsan hayatı bu kadar ucuz mu? Düz mantık olarak senaryoyu al premier lige uygula; Liverpool oyuncusu Gerard gole giderken tribünden açılan ateşle hayatını kaybetsin, topyekün teröre savaş açardık küresel olarak. Yok ama batı medeni toplum, olmaz orda öyle şeyler…

  2. Yiğit ULUS diyor ki:

    Peki o silahı ver Türkiye’de bir tribüne aynı olay yaşanır mı yaşanmaz mı ? Emin ol önce futbolcuyu vurmak için silahı ele geçirmek uğruna kavga edip bir birini vurur insanlar.Gidilen yol yol değil sonumuz ne olcak ? Kurtlar Vadisi gibi oldu dünya önüne gelen önüne geleni vuruyor bu nasıl bir ilkellik.Teknoloji geliştikçe eğitim seviyesi artmalı ve insanlar daha medenileşip enerjilerini daha çok kültür,sanat ve pozitif gelişimlere adamalıydı ama bir yerde hata yapıldı sanırım.İnsanlığımızı atlayarak evrilme peşindeyiz.Terse evrim belkide…

  3. Çağatay Arkın diyor ki:

    Bu ters evrimin sebeplerinden biri içinde bulunduğumuz “tüketim çağı” ile alakalı olabilir mi? Yani tüketim çağının getirdiği yan etkilerden biri olarak. Teknoloji gelişiyor… Artık devletler, üniversiteler,şirketler, enstitüler ar-ge çalışmalarına giderek daha fazla yatırım yapmaktalar, hergün yeni yeni buluşlar çıkmakta… Fakat bu gidişat aynı zamanda tüketimi bir o kadar arttırmakta. İnsanlara artık çocuk yaştan itibaren sahip olduklarından çabuk vazgeçmeye, sahip olduklarına bir anlam beslemeden sadece tüketmeye evriliyorlar. Çocuklar yalnızlaşıyor, toplumlar yalnızlaşıyor… Kaybetmekten korktuğu değerleri giderek azalan kişiler insanları öldürmekten neden çekinsin?
    Diğer bir tez; belki insanlıktan çıkma söz konusu değil, belki insan denilen canlı varolduğundan beri böyleydi. Ancak teknoloji geliştikçe bizim haber alma gücümüz arttı. Bu da bizi depresif yaptı… Kendimizle yüzleşemiyor, inkar edip, böyle olamayız diyoruz. Ne bilelim… :)

  4. yykacmaz diyor ki:

    @Çağatay Arkın

    Öncelikle hoşgeldin. Son yapmış olduğun yoruma tamamen katılıyorum. Çok değil bizim jenerasyonumuzla 3-4 yaş alt jenerasyonlar arasında bile uçurumlar oluşmaya başladı. Bunlar bile gözle görülür hale geldi.

  5. Yiğit ULUS diyor ki:

    Kısacası Çağatay “Vahşi Kapitalizm”,”İhtiras”,”Duyarsızlık”…

Leave a Reply

You can use these tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>