29 Mart yerel seçimleri sonrası Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı açıklamadan kabinede revizyona gideceğini herkes anlamıştı. Seçimler sonrası birkaç haftalık periyotta herkes bu değişiklikleri beklerken bir süre bekleyerek bu hamleyi yapması birçok insanı şaşırttı. Kabinede çok önemli değişiklikler oldu. Ak Parti’nin Kemal Abisi Kemal Unakıtan, Dış Ticaretteki önemli kozu sportmen Kürşat Tüzmen, Adalet Bakanı Refah Partisi Fatih eski belediye başkanı Mehmet Ali Şahin gibi isimler yeni kabinede yer almadı. Bu isimler konusunda çeşitli spekülasyonlar yapılırken daha çok dikkat çeken yapılan yer değişiklikleri ve yeni atamalar oldu. Başbakan yapmış olduğu tercihlerde genelde doğu ülkeleri ile arası iyi ya da yeşil sermaye diye tabir edeceğimiz kesime yakın isimleri kabinesine katarken herkesi en çok şaşırtan tercihini Dış İşleri Bakanlığına meclis dışından Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’nu kabineye alarak yaptı.
Bundan önceki tercihini Ali Babacan’dan yana kullanmıştı Başbakan. Biraz daha Amerika’ya yakın, daha önce Avrupa Birliği ile ilgili komisyonlara başkanlık yapmış olan birisi olan Babacan’ın son zamanlarda ikili ya da çoklu ilişkilerde sorun yaşadığı medyaya yansımıştı. Özellikle son zamanlarda büyüme gösteren Arap ülkeleri ile sıcak ilişkiye girememesi ve Kafkaslarda izlemiş olduğu politikalar fazlasıyla eleştirildi. Ali Babacan yerine atanan kişi Davutoğlu ise Ali Babacan’ın tam tersine politikalar izleyeceği beklenen birisi olarak ön plana çıkmakta. Öncelikle Davutoğlu hakkında birkaç bilgi vermekte fayda var. Kendisi yüksek öğrenimini uluslar arası ilişkiler üzerine yapmış özellikle İslam dünyasındaki siyasal gelişmeleri inceleyen birisi olarak öğrenimini tamamlamıştır. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a aynı dönemlerde baş danışmanlık yapmış ve yazdığı ‘Stratejik Derinlik’ isimli kitabı ile bu konuda referans haline gelmiş birisi.
Davutoğlu bugüne kadar Avrupa ya da Amerika kökenli yazılarının olmayışı, İran başta olmak üzere birçok Ortadoğu ülkesi ile arasının iyi oluşu yeni dönemde hükümetin yüzünü şarka çevirdiğinin göstergesi olmuş durumda. Tabi ki sadece Davutoğlu’nun atanması bu göstergeleri desteklemiyor. Önceki dönemlere bakıldığında hükümetin dış ticaret hamlelerinde başta Arap Emirlikleri, Mısır ve Suriye’ye önem vermesi, ekonomik olarak gözle görünen bir büyüme gösteren Mısır ve Arap Emirliklerine farklı bakan ve bürokratların sürekli ziyaretleri, Başbakan’ın Davos zirvesi çıkışı ve Amerika’nın istememesine karşın Sudan ve İran’la ikili ilişkilerin geliştirilmesi yüzünü doğu’ya dönmek isteyen hükümet’in bu göstergelerini destekliyor.
Akla ilk olarak gelen soru neden şark olduğu, bu sorunun cevabını bulmak için biraz olsun olayların ekonomik yanına bakmamız gerekir. Son dönemlerde Türkiye’de bulunan işletmelerin ve devlete bağlı ihracat hamlelerinin en çok yoğunlaştığı iki bölge olarak Ortadoğu ve Doğu Bloğu ülkeleri gösterilebilir. Ecevit Krizi olarak adlandırılan kriz sonrası yatırımlarını önce Doğu Bloğu ülkelerine kaydıran işletmeler son dönemlerde ise yatırımlarını Ortadoğu’ya kaydırmış durumda. Bu düşünlerini destekleyen bir söylemi Nicolas Cage ‘Savaş Tanrısı’ isimli filminde yapmıştı. Savaşın bittiği yerde ticaret başlar… Sürekli olarak savaşların başladığı ve bittiği coğrafyalara yoğunlaşma fikri dışında tabi ki o bölgelerin enerji kaynaklarına ve yer altı zenginliklerine de sahip olduğunun bilinmesi gerekir.
Şark ile arası çok iyi olan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’nun Dış İşleri Bakanlığına atanması Türkiye için neler getireceğini hep beraber göreceğiz. Batıyla aranın nispeten soğutulup Doğu’ya yüzün çevrilmesi Türkiye’ye ne kadar katkı sağlar bilinmez ama önemli olan özellikle uluslar arası ilişkilerin sürekli olarak sıcak tutulması ve bir yeri kazanacağız diye diğer tarafların küstürülmemesi. Aksi halde bu ülke çok şey kaybedecektir.
Tags: Ahmet Davutoğlu, AKP, Dış Ticaret, siyaset